ANAYASA MAHKEMESİ ÜYESİ SELAHADDİN MENTEŞ HÂKİM VE SAVCI ADAYLARI İLE MESLEK SÖYLEŞİSİNE KATILDI

02 Kasım 2021
Kişisel Gelişim Eğitimi Merkezi
270

Anayasa Mahkemesi Üyesi Selahaddin Menteş, Türkiye Adalet Akademisi Kişisel Gelişim Eğitimi Merkezi tarafından “Akademi Söyleşileri” kapsamında 2 Kasım 2021 tarihinde düzenlenen etkinlikte “Adil Yargılanma Hakkı” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi.

Türkiye Adalet Akademisi Kişisel Gelişim Eğitimi Merkezi tarafından “Akademi Söyleşileri” kapsamında düzenlenen etkinlikte hâkim ve savcı adayları ile bir araya gelen Anayasa Mahkemesi Üyesi Selahaddin Menteş, hâkim ve savcılığın çok önemli bir meslek olduğunu ve bu mesleğin kıymetinin bilinmesi gerektiğini vurguladı.

 

HÂKİMLİK VE SAVCILIK MESLEĞİNİ YÜRÜTECEĞİNİZ İÇİN HEPİNİZ ÇOK ŞANSLISINIZ

Anayasa Mahkemesi Üyesi Menteş; “Hâkimlik ve savcılık mesleği dünyanın en güzel mesleklerinden birisi. O yüzden şanslısınız, hepinizi ailelerinizle birlikte tebrik ediyorum. Hukukçuluk, hukukçu olmak başlı başına bir değerdir. Hukukçu denildiğinde toplumda savunmanın daha ön planda olduğu düşünülür. Ancak kamu görevi yapılacaksa, ‘hâkim ve savcılığın’ kamu görevlileri arasında ayrı bir yeri olduğunu düşünüyorum. Mesleğinizin kıymetini bilin. Her birinizin sisteme çok önemli katkıları olacak. Bu anlamda kendinize güvenin.

 

DÜNYADA İNSAN HAKLARI HUKUKU BİRBİRİNE PARALEL İLERLİYOR

“Adil Yargılanma Hakkı” bahsedecek olursak, özellikle ikinci dünya savaşından sonra ‘İnsan Hakları’ kavramı dünyada da bir gelişim gösteriyor. Birinci Dünya Savaşı’nda belli mücadeleler verildi. Tarihsel olarak biraz daha geriye gittiğimizde de Fransız İhtilali ile kralla mücadele, halk, senato vb. kavramlar önem arz etmeye başlamıştır. Birtakım hukuksal düzenlemeler toplumun hayatına girmeye başlıyor bu süreçte. Parlamentolar, meclisler oluşmaya başlıyor. Tabi olarak Osmanlı İmparatorluğu da bu süreçten etkileniyor. Önemli bir sosyolojiye sahip çünkü. Dünyada insan hakları hukukunun gelişimine baktığımızda tüm gelişmeler birbirine paralel oluşmuştur. Özellikle de İkinci Dünya Savaşı sonrasında ‘İnsan Hakları Hukuku’ biraz daha önem kazanmaya başladı. Avrupa Konseyi kuruldu, Türkiye Cumhuriyeti de Avrupa Konseyinin kurucu üyelerinden bir tanesidir. Türkiye, 1987 yılında ‘Bireysel Başvuru’ hakkını tanımış, 1990 yılında da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yargı yetkisini kabul etmiştir. Anayasa Mahkemesinin tarihçesi, kuruluşu, görev ve yetkileri ve uygulamalarına internet sitesinden çok rahatlıkla erişim sağlayabilirsiniz.

 

ANAYASA MAHKEMESİ SÜPER TEMYİZ MAHKEMESİ DEĞİLDİR

Anayasa Mahkemesi, süper temyiz Mahkemesi değil, öyle de çalışmıyor. Mahkeme, Anayasada ve kendi kuruluş kanununda verilen görevler çerçevesinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, ek protokol ile Anayasa anlamında insan hakları hukuku bakımından meselelere bakıp çözmeye çalışıyor. Mahkemenin işleyişi de, aslında çoğunlukla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bir nevi model alınarak şekillenmiştir. Bize gelen 40-50 bin civarında dosya var. Bu dosyaların % 90’na yakını kabul edilebilirlik inceleme sürecide eleniyor.

Anayasa Mahkemesi, hak bazlı teşkilatlanmış durumda. Mahkemenin mutfağını raportörler oluşturuyor. Komisyon raportörlüğü dediğimiz bir bölüm var. Bir dosya mahkemeye geldiğinde bunun bölümlere gidip gitmeyeceği orada şekillenmiş oluyor. Orada çalışan raportörler, dosyaları bir özet şeklinde sunuyorlar. Komisyon raportörleri o dosyayı okuduktan ve dosya şu sebeple görüşülsün dedikten sonra dosya ilgili bölüme gidiyor.

 

ADİL YARGILAMA HAKKI BAŞLIKLARI

Anayasa Mahkemesi, bu konuların büyük çoğunluğunu içtihat yolu ile geliştirmiş. Mahkemeye iyi yapılmamış, düzgün yapılmamış başvurular, kişiler açısından ciddi hak mağduriyetlerine sebep olabilir. Bireysel başvuru uygulaması ilk başladığında içtihat biraz daha gelişsin diye kabul edilebilirlik kriterleri anlamında biraz esnek davranılmış, ama yavaş yavaş öncü kararlar ile bu durum değişmeye başladı. Mesela temellendirilmiş kararlar çıktı, süreyle ilgili bir karar daha çıktı yakın zamanda, bunların hepsinin çok iyi incelenmesi gerekiyor. Çoğu ihlaller adil yargılama hakkından geliyor zaten, çünkü alan çok geniş. İhlallerin yarısından fazlası adil yargılama ile ilgili.

‘Adil Yargılama Hakkı’ başlığında, mahkemeye erişim hakkı, bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkı, makul sürede yargılanma hakkı, hakkaniyete uygun yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, şüpheli ve sanıkların asgari hakları, savunmayı öğrenme, savunma gerektiren durumlarda müdafi yardımından yararlanma, tanık sorgulama hakkı gibi haklar mevcut.

 

TÜRKİYE’NİN EN GÜVENİLİR KİŞİLERİ HÂKİM VE SAVCILARDIR

Mevzuata göre Türkiye’nin en güvenilir kişileri hâkim ve savcılardır. Aile yaşantınız ve günlük yaşantınızda dâhil sizler en güvenilir kişiler olmak zorundasınız. Kanun sizlere bu hak, yetki ve sorumluluğu vermiş. Aldığınız eğitim çerçevesinde mevzuata uygun kararlar verdiğiniz sürece mahkeme içtihatlarını, Yargıtay içtihatlarını ve Danıştay içtihatlarını iyi bilmelisiniz. Tabi ki Anayasa Mahkemesi kararlarını da takip ettiğiniz sürece kendi kararlarınız açısından hakkaniyet ve adil yargılama hakkı açısından sorun yaşamazsınız. Aldığınız hukuk eğitimi ve içtihatlar doğrultusunda tarafların hak ve hukukunu savunarak, haklarını gözeterek karar vermelisiniz. Hepinize mesleğinizde başarılar diliyorum” dedi.